Çocukken Sevdiklerimiz Netti. Büyüdük Bulantılar Başladı.

Daha önce söylediğim gibi tuhaf bir kitabım var, içinde dünyalar barındıran. Hergün bir sayfa okumak yetiyor. Sizi en az 2 saat düşündürebiliyor. 26. sayfanın ödevi: Çocukken en sevdiğiniz oyun hangisiydi?
Eğer gelecek ile ilgili kaygılar taşıyorsanız veya yaşadıklarınızın içinde boğuluyorsanız psikolojik açıdan değil ama komik yönünden çocukluğunuza bakmak yeterliymiş.

Çünkü çocukken sevdiklerimiz nettir. Hayır! diyorsak hayırdır. Belki de en dürüst, en içten zamanlarımızdı. Oyunlarımız da öyle. Okulunu okumadan, başkalarından etkilenmeden, hiçbir baskı ve zorunluluk altında kalmadan oyunlar oynardık. Hangi oyunu daha çok sevdiğimizi bilirdik. Kitap, bu sevgimizin gelecek iş seçimlerimizde ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Unuttuğunuz kendinizi hatırlamanız için biçilmiş kaftan. Bazıları size bu zamanlarda; "Çocuk gibisin." diyebilir. Ama unuttuğumuz asıl konu, cidden çocuk gibi olsak hayatımız daha kolay olurdu.
Ne olacaksın diye sordukları zaman, "Astronot olacağım!" diyordum. Emindim kendimden. Uzaktan gördüğüm en parlak ışığa gidip, zamanında teleskopla farkettiğim pütürlü yüzeyini yakından görebilirdim. İsteğim kolaydı, sorum çok açık: Nasıl?

Kafamızı genellikle imkansızlıklar dolduruyor. Başkalarının hayalleri cezbediyor, hergün yeni bir seçenek doğuyor ve biz kendimizi unutuyoruz.
Zamanınız olursa biraz düşünün, fotoğrafları karıştırın, annenize, babanıza sorun ve kendinizi hatırlayın.
Umarım benim kadar eğlenirsiniz...

Yorumlar

Popüler Yayınlar