Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Keyf-i Kedi

Bugüne yakışacağını düşündüğüm 2 şarkı... Keyfini çıkartın!



Sussam da Olur

Bir şey söylemesem de olur. Susmak gibi. Kırıldığımı söylemezsem, belki bende unuturum kırgınlığı zamanla. Hatırlamaz nasılsa, suskunluk hatırlatmaz ona. Kırdığını bilmezse, daha kolay yaşar kendi diyarında.

Regina Spektor: Hero 


Power to the people
We don't want it
We want pleasure
And the T.V.s try to rape us And I guess that they're succeeding Now we're going to these meetings But we're not doin' any meetin' And we're trying to be faithful but we're cheatin', cheatin', cheatin'

Yer Çekimi Olmayan Ortamda Tükürmek İstiyorum

Başlığı görünce şaşırdınız, dikkat kesildiniz ve buradasınız. Azıcık daha sabredin nedenini açıklayacağım....:)

Dün akşam oturdum, hiç üşenmedim 10 sayfa yazı yazdım. Evet doğru okudunuz tam 10 sayfa. Son derece eğlenceliydi yazdıklarım. Aylar önce aldığım kitap, hala bana ödevler veriyor. Ben çalışkanım ve dediklerini yapıyorum diye değil. Öyle eğleniyorum ki dayanabilsem uyumaz 10 sayfa daha yazardım.

Şimdi durum şöyle oldu. Puf patikli ayaklarımı masaya uzattım, ansiklopedi şeklindeki defterim ve tuhaf kalemlerimi de aldım yanıma. Bir dilim tiramisu ve karanfilli çay ile herşey tamamdı. Bir liste gibi düşünün, hayatınızda yapmak istedikleriniz ama kalıplarınızın dışına çıkarak düşünmelisiniz. Sadece aile kurmak istiyorum, işimde başarılı olmak istiyorum... vb yazamazsınız. Hayat bunlardan ibaret değil ve hayatın içinde sadece bunlar yok.

Mesela ben;
Yer çekimsiz ortamda tükürmek istiyorum. Tükürgen bir insan olduğumdan değil tabii ki de , sadece merak ediyorum, hayal ediyorum ve ist…

Günün Sözü

Hedi Slimane

Tanımayanlar kaşlarını kaldırsın, tanıyanlar oturdukları yerde kurulabilir.  "Hangi fotoğrafçılardan hoşlanıyorsun?" sorusuna verebileceğiniz en artiz cevaplardan biri Hedi Slimane. İşte bu kurulu cümle tanıttı bana kendisini. Anladığım kadarıyla tuhaf biri, ama bütün tuhaflar gibi son derece cazibeli.

















Obladi Oblada, Life goes on !

Günün En Çok Dinlenen Şarkısı

Küçümen Tırtıl Selis

Çocukken şairmişim meğer.
İnsan taşınınca birçok şeyi keşfediyor. Bütün eski albümler çıkıyor ortaya, kirli çıkınlarınız dökülüyor bir bir.
Dün oturdum tek seferde hepsini okudum. Kahkahalarla güldüm yazdıklarıma, ne şiirler, ne öyküler yazarmışım.
Defterlerimin bölümleri varmış, ama en ilginci olaylar hakkında yazdığım "ne hissettim" köşesi. 1994 tılında düzenli defter tutmaya başlamışım. Bakmayın defter dediğime bulduğum her yere yazı yazmak ne düzen getiriyor ne de bir defter oluşturtuyor.
Yazmak tutkuymuş iyi hoş, peki isyankarlık, merak? Şimdi o kadar cesur değilim, daha geri planda kalmayı masaların üstüne çıkmaya tercih ediyorum. Yaralanıp berelenmekten korkmayan dizlerimi de hatırladım böylece. Hızlı koşucam diye çakıl taşlarının üstünde az yuvarlanmadım.
Ama en çok ölenlere üzülmüşüm. Uğur Mumcu öldüğünde eve nasıl bir hava hakimse resmini kesmişim yapıştırmışım. Düşünün o zaman kaç yaşındayım.
Yanına Ahmet Taner Kışlalı gelmiş, onun yanına Kemal Sunal. Ne ilginç bi…

Otlu Kereviz Çorbası

Dünyadan tonlarca bağımlılık ve tedavi yöntemleri var ama insan bağımlılıkları için ne yapıyorlar merak ediyorum. İnsan kendi gibi olmaktan çıkınca sorun başlıyor. Evlilikleri tüketen bu. Biri diğeri için değişmeye başladığında çatlıyor bütün çömlekler.
Kimse kimseyi olduğu gibi sevmiyor ki. Değişir diye umut ediyor, aklındaki kalıba yerleştiriyor. Bazen olmuyor yeniden biçimlendiriyor ve sonucu hüsran.
Hastane masasında kırılan kalplerin sonucu ölüm, peki gerçek hayatta ayakta gözlerinizin önünde kalbiniz kırılırsa ölmez misiniz hiç?
Bütün soru işaretli cümlelerim her zaman havada kalacak. Bu soruların cevapları yok. Dünya döndükçe, insanlar aldıkları dersleri unutacak, yeniden kırılacaklar. Bazı sabırlılar dişlerini sıkıp oturdukları yerde tebessüm edecek, diğer sabırsızlar pılını pırtını toplayıp gidecek. Peki insan kırılmaya ne kadar dayanabilir ki.
Bu dünya bu kadar az ve zaman bu kadar hızlıyken çabalamak niye, ölüme yaklaşmıyoruz aslında, ölümle yaşıyoruz. Rastlamasakta hep yan…

Değişim Mutluluk Getirmiyor

Evimi değiştirdim, cep numaralarımı değiştirdim, saçımın rengi değişti, en sevdiğim koltuğun rengini bile değiştirdim ama ben değişmeyince olmuyor.
Hala haddinden fazla duygusal ve içten olabiliyorum. Karşımdaki insanların bencil ve duyarsız haline karşın bu içtenlik yıpranma sebebimdir.
Şimdi yenilikler içinde eski ben ile kaldım. Mutluyum aslında, huzurluyum ama hala istediğim gibi resim yapamıyorum. Hala istediğim gibi olmuyor bazı parçaları eksik puzzle'n ve bilirsiniz puzzle tam olmadan olmuyor.
Sonra yamalı ruhlar ortalıkla dolaşıyoruz. Şarkılar hep böyle oluşuyor, şairler yazılıyor.
Sonra gün gelecek, çekip gitme vakti geldiğinde işte filmlerde olduğu gibi bir alt metin oluşacak akıllarda: İlerleyebilmenin en zor yanı dönüp ardına bakmamaktır.

>Zor olacak ama başka hayat mı var yaşayacak?!

Please don't stay in touch

*Please don't stay in touch
için!

Pazar Keyfine Yakışanlar

Anna Vissi söylüyor biz coşuyoruz.
Horis to moro mou. Herkesin eğleneceği bir Yunanca şarkı vardır, yakınız kan çekiyor, şarkılar coşuyor.  Canım dostum Mamurum çok sever Yunanca şarkılara bu yazı ona!  Sirtaki kursuna ne zaman başlıyoruz?? *
Yıllar önce üniversitede akşam üstü (sanırım) sınavına gitmek için C blog binasına doğru yürüyen insanlar, gördüklerine şaşırmışlardır. Birkaç kişi sınıfların birinde tahtaya çıkmış sirtaki yapıyorlardı (ne kadar kötü oldukları tartışılır :) ) Bizimkiler onları izleyebilecek bir okul dolusu insanı unutup gönüllerince HOPPA diyorlardı. Gençtiler! Şimdi biri İtalyancaya olan aşkı yüzünden Yüksek Lisans arasında İtalyan kültüre kaçıyor, asıl Yunan kökenli olan evleneceğim ben dedi, aşkının peşinden gidiyor... Öteki denizden babam çıksa yerim dedi ve köy- İzmir arası mekik dokuyor.
Hey gidi gençliğimiz! 
Ups şimdi başka güzel bir şarkı çalıyor, içinde Napoli* geçiyor, ben kaçıyor...
*Gigi L'amoroso- Leonora Vitale

Twitter'ın katibi Paulo Coelho

Paulo Coelho hepimizden daha fazla tweet atıyor. Yani? Ne olmuş? Bunun bir yazının konusu olma amacı nedir, diye iç sesler yükselebilir. Ama biz genç nesil düşünmeden edemiyoruz; yetemediğimiz, yetinemediğimiz, takip edemediğimiz, yeterince okuyamadığımız, yazamadığımız hatta bazen yaşayamadığımız zamanda, bu amcam her yere nasıl yetişiyor! Ne yapıyorsun be adam! dedirtiyor. Birçok takipçisine cevap yazıyor ve yazdıklarını birkaç dilde yayınlıyor. Madem öyle bende bizzat kendisine ulaşıyım, soruyım dedim. Kafaya koydum, bakalım bana da cevap verecek mi? :)
Bir hatırlatma 1,117,504 takipçisi var.Cevap verirse kendi kişisel tarihime geçmesi açısından buradan duyururum :)








Bunları çok beğendim.






Tüm bu duygular bir tür iç kanama