Better than love, Better than life

Bazı kişiler ve bazı oyunlar, hırslar, kıskançlıklar, üzüntüler, çabalar böyledir.
Hissettiğin sürece varsın. Öyle ki aşktan ve hayattan daha çılgınca bir his bu. Birini hırsından patlayacak kadar sevmek. Sinirden ağlayacak kadar nefret etmek. ve bütün bu duyguların insana yaşadığını hissettirmesi.

Sıradan hayatlar yaşayabiliriz. Bir ömrü gerçekten hiç birşey yapmadan geçirebiliriz.
Sevgi dolu olduğunu umduğumuz bir ailemiz, bizi sonsuz sevgiyle seveceğini umut ettiğimiz çocuklarımız olabilir. Pencereden dışarıya bakmanın mutlu ettiği anlarla dolu bir ömür, bir pasta kadar lezzetli sohbetlerimiz cabası.

"Jeux enfants" filmi kafamı kurcaladı. Julien karakteri 10 yıl içerisinde; Bir aile sahibi oluyor, evi arabası ve milyarlarca insanın özeneceği bir hayatı var ama kesinlikle mutlu değil.
Kültleşmiş kanının aksine, bu mükemmel hayat imajı gerçek mutluluğu getirmiyor. Çoğu insan istediği değil özendiği hayatı yaşıyor.
Şekillendirilmiş beğenilerinin ışığında seviyor, sevilmek istiyor.
Cesaret etmiyor. Cüret etmiyor. Baş kaldırmıyor. Peşinden koşmuyor.
Ben dahil birçoğumuz hayatımızı heba edebiliriz, bir karga gibi parıltının peşinden gidebiliriz.
Ya da çok sevme cesaretini gösterebiliriz.
Nazım tarzında bir yaşam aşkıyla.

Yorumlar

Popüler Yayınlar