Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

God Only Knows

Üzüldüğümde donuyorum.  Ne fırtına, ne kar beni üşütebilir. .... Sadece dışarı çıkıp fotoğraf çekmek istiyorum.  Sanki bulutların içi parçalanıyor. ....  Bir kar kürenin içinde baş aşağı sallıyorlar bizi. Tanrı bilir neye üzülüyorum. ....




Sokak Sanatı

Niçe

Henri Cartier Bresson

Sadece Bresson'dan ya da kapak fotoğrafından dolayı değil ... Sadece baktığımda sevdiğimden. Ne hissediyorsam onu gördüğümden.

Kırmızı

- Sana birşey sorabilir miyim?
- Sormanı engelleyebilir miyim?
- Gerçekten de siyahtan korkuyor musun?
- Hayır, ben ışığın yok olmasından korkuyorum.
- Yani körlük gibi mi?
- Hayır ölmek gibi. 


Mimari devler Philip Johnson ve Mies Van Der Rohe'nin tasarladığı, New York'un en görkemli yapılarından biri olan Seagram Binası'nın tepesindeki ünlü "Dört Mevsim" restaurantında sergilenmek üzere bir seri müral siparişi verilmiştir. Fakat bu resimleri yapması istenen kişi sıradan biri değil, modern sanat algısının temellerini sarsan deha Mark Rothko'dur. Sanat anlayışı üzerine yaptığı yorumlar ve sıradışı renkleriyle kendi üslubunu tüm dünyaya kabul ettiren ressam Rothko, bu oyun ile çalışpma atölyesinde yarattığı " yeni bir dünya"nın tablosunu göstermektedir. Bu sıradan bir manzara resmi olmanın ötesinde, kendi renklerini oluşturan bir trajedidir. Sanatçının üretim aşamasında yaşadığı katmanları, hayatın içinden bir dille, son derece gerçek bir biçimde sahnede gö…

STRAWBERRY FIELDS FOREVER

Let me take you down, 'cause I'm going to Strawberry Fields.
Nothing is real and nothing to get hung about.
Strawberry Fields forever.

Living is easy with eyes closed, misunderstanding all you see.
It's getting hard to be someone but it all works out.
It doesn't matter much to me.


3 hafta olmuştur. 4 kişilik masada 3 kişiydik. İncir tatlısı yiyen kadını hayatımız boyunca hiç görmemiştik. O ise bizi tanımak ister gibi yapıp yemek boyunca 2 dirhem inciri aheste aheste yedi. 
Dayanamadım sağıma döndüm ve ona da anlatmaya başladım. 
Gitmek isteyen hep daha uzakları merak eden 2 kişiydik. Meğer masadaki yabancı kadın da uzaktan gelmişti.
Tipinde bir uzak havası vardı zaten.
Fazlasını anlatmadan azıyla açıkladık. Söylediklerinin hepsini net hatırlamam da son dediğini sanırım asla unutmayacağım:
Gerçekten inanırsam yapamayacağın/gidemeyeceğin hiçbir şey/hiçbir yer yok.
Böylece ona da yemin ettim ve 1 hafta sonra pasaportum geldi. Biletimin dönüşünü aldım.
Gidişi hala almamak komik ge…

Aklıma Takıldı

Efraim Kişon kimdir?
Ne yazmış, ne söylemiş, hangi romanları var, hiciv ustası diyorlar, doğru mu?
Eğlenceli bir yazarmış ki bu ciddi bir zeka gerektirir...

Ben kendisini keşfettikten sonra aynı başlık altında görüşürüz.

Romeo ve Juliet Ölmedi!

İşte Tarla Kuşuydu Juliet karşınızda.

O meşhur aşkın sonu bedbaht aşıkları ölmedi, yaşıyor.  Ama bu sefer içinde bulundukları trajedi tam bir komedi. Shakespeare'in bütün oyunlarında kadınlar çile çekmiştir. Juliet öldü. Ophelia delirdi. Lady Macbeth... neyse o uğursuzluktan hiç bahsetmeyeceğim. Zira oyunda bundan bahsediyorlar. Sadece izlerken onaylarcasına kafa sallayacaksınız.

Bu zamana kadar Romeo ve Juliet'i meşhur Bolşoy balesinden izledim, geçen sene yine muhsin ertuğrul sahnesinde sergilenen Romeo ve Juliet oyununda trajedisini de izledim ama hiç birinden Tarla Kuşuydu Juliet kadar keyif almadım.

Trajediyi severim. Her zaman ilginç bulmuşumdur. Ama komedi... ah komedi.
Neyse konu şöyle: Bizim aşıklar ölmüyor. ve aradan yıllar geçiyor... | kendi ilişkilerinizi düşünün, hayal edin. Büyük aşkların ilk kıvılcımlarının zamanla ne hale geldiğiniz hepimiz deneyimliyoruz.Onlarda bizden farksız değillerdi oyunda.|
Romeo Juliet'ten Juliet Romeo'dan sıkılmış, birbirlerinde aş…

Hey Mr.

Keşfedilmişler

İnek! Bizim zamanımızın sevgilileri ayı'larken (teddy bear) günümüzün reklam sektörü inekleri -küçük möö- hayatımıza kattı. Süt kampanyalarında uçan, çikolata reklamlarında moraran hatta bazı anti kampanyalarda başına gelmeyen kalmayan inekleri, oyuncakları sayesinde en çok çocuklar seviyor.

 Mutfak önlüklerini her zaman yaratıcı bulmuşumdur. Üzerine üretilecek daha çok şey var...

Aklıma Tim Burton geldi. Elimde kahve karşımda Big Fish bu koltukta bir güzel, bir keyifli izlerim.

Customized pillow! Keşke yastıklarımızı hayatımızla donatsak. Sonuça ağlarken, gülerken kafayı onlara gömüyoruz. Rüyalarımız en çok onlara emanet. Hatta bazen korkunca sıkıca sarılıyoruz. Ah bizim tombik yastıklarımız.


İki kelimeyle: Çok beğendim!

Makarna pişirmem ama pişirseydim böyle bir tencerede pişirmek isterdim. Rengi yeter istememe!
Patlak renkleri seviyorum, ortamda "ben varım" diyorlar.

Gidemedim ya... Neyse. Anladınız siz.

Suskunluktan Çatlayacağım

Neredeyse her gün konuştuğunuz bir arkadaşınıza kırıldınız, konuşmadınız ve sonra çorap söküğü bir kedi patisine takıldı gitti...
Artık o ipliği kediden alamıyorum. Konuyu toparlayamıyorum. Özledim de diyemiyorum.
Ölümlü dünya diyip bile yazamıyorum.
Öyle işte...

Not: Oyunları anlatacağım... en yakın, mutlu zamanda kurulup bir koltuğa tek solukta yazacağım.

Çok Yakında Burada!

Kültür yumağı diye bir tabir varsa bu hafta ben oydum.
Tiyatro'ya giderken biri ayağını sürttü düştü de ben peşinden noluyor diye koşuyorum sanki...

Size anlatacağım oyunlar: Kırmızı, Tarla Kuşuydu Juliet ve Testosteron!
Sonra bu oyunlara tatlılar iliştireceğim bir de şarkılar eklerim :)

Kulaklarımı Tıkadım, Gözlerim Ne Duyuyorsa O

Günlerden her gün, saatlerden her saat, dakikalardan savruk bir andı.
İki el boğazımdan sıkıca tutup, ruhum gözlerimden dışarı fırlayacakmış gibi olana kadar beni yere doğru çekti.
Ayaklarımın yere değmesi için külçeler bağlandı fikirlerime.

Düşündüğüm sürece havalarda olacaktım. Anında canlanacaktı herşey. Asfalttan yeşil çimenler yaratabilirdim, havanın grisine bir muzur bakışım yeterdi. Hemen pembeden maviye çalardı.
Başımla ayaklarımı takip etmeyi çok önce bıraktım. Direkt karşıyada çok sık bakmamaya çalışıyorum. Kafamı biraz daha yukarıya kaldırıyorum. Gördüğüm manzarayı kelimelere iğneleyerek yazılarımda hizaya sokuyorum.


Motomotluktan sıkıldığım günlerin hepsinde ben böyle düşünüyorum. Sıradanlaşmaktan korkmadan ama ona aldırmadan sadece olduğum gibi yaşamak istiyorum.