Ana içeriğe atla

Yayınlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sırasıyla Tamamlanıyor

Aylar önce Pazar günü yüzümü deniz suyuyla yıkamak istediğimi yazmıştım. Bu Pazar sabahın 8'inde denize atlarken bunu hatırladım. Gülümserken boğazıma su kaçıyordu. Ama olsun. İstekleri gerçekleştirmek her zaman güzeldir =) Not: Evet, tatildeyim! Şuan önümde yeşil çimenler hemen ardında masmavi deniz ve uzaklarında yemyeşil ormanla kaplı bir dağ var. Bazen suyun içinde öylece durup yeşil dağlara bakıyorum. Asıl yazacaklarımı sonraya sakladım. Şimdilik bu yazı başlangıç olsun. Sevgiler,

Ne hissettiriyor?

- Aa doğum gününe az kaldı! - Evet! - Ne çabuk geçti 1 yıl. - Evet - 20 kaç oldun :) - Hımm, evet 20 ler, tam ortasındayım - Çocukken eserekliydin - Şimdi de öyleyim - Duruldun, duruldum - Durmuyorum ki - Yok yok duruldun, daha bir uslusun - Yaramaz mı değilim? - Unutuyorsun heralde neler yaptığını - Bunu dediğine göre unutmuşum bile Dilek tut! Tuttum... 

Bugün Böyle Olsun

Pazar günü filmleri

Uykunun en tatlısı Pazar'ın Kahvaltının en zengini Pazar'da Tembelliğin en pişkini yine Pazar. Filmlerin en güzelleri de Pazar'ımın olsun. Bu Pazar iki filmim var. İzlemekten bıkmadığım, mevsimine uygun, eski ve vazgeçilmez: The Graduate ve  Breakfast at Tiffany's   Sanki bu filmleri izlemeseydim olmazdı. Tıpkı nicesi gibi... Ama olmazdı işte. İzleyenler ve sevenler anladı beni.  The Graduate Destanlar yazılır, her izlediğinizde başka bir sahneye, kareye, mimiğe dikkat edersiniz. Şarkıları dilinize dolanır. Ve bir hiçlik anında güneş gözünüze girerken, rüzgar ayağınızı gıdıklarken içinizden: "The sound of silence" şarkısını söylemeye başlarsınız. Gelecekle ilgili düşünmeye başladığınız bir anda, Rutine takılmışken, Dış etkenler sizi minik bir havuzda tüple boğuyorsa, Aşık olduk diyelim, sonra ne olacak? diye düşünüyorsanız.  İzleyebilirsiniz.  "I'm just a little worried about my future" 

Ah be Cemalim

Hiç hüzünlü değilim. Sakinlikten belki. Geçen ay aldığım Cemal Süreya'ya kütüphanede rastlayınca oturduk birlikte. Sonrası iyilik güzellik. Fotoğraf Durakta üç kişi Adam kadın ve çocuk Adamın elleri ceplerinde Kadın çocuğun elini tutmuş Adam hüzünlü Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü Kadın güzel Güzel anılar gibi güzel Çocuk Güzel anılar gibi hüzünlü Hüzünlü şarkılar gibi güzel Tek Yasak Özgürlüğün geldiği gün O gün ölmek yasak! Yakın Güzelsin sevgilim, Ama çok yakından! İki Şey ..... İki şey: aşk ve şiir mutsuzlukla beslenir biri biri ona dönüşür Şiir .... Sevip yaşayanlar oldu sevdi yaşadılar

Bu hikayeye bir son lazımdı

Yaz için

Ben diyom ki; Minik bir arabamız olsaydı Kıyı şeridi boyunca gezseydik Belki bozuk cızırtılı bir teyp Mutlaka şort ve parmak arası Hasır şapka ve afilli bir gözlük Arka koltukta kumlar olsaydı Rüzgarla gidip, denizle geri gelseydi

Bilinmeyen Birinin Sözleri Aşkına

"Yıldızların uyuduğu, sessiz, kara   Dalgalarda Ofelya iri bir zambak,   Yüzüyor duvaklı, uzanmış sulara...   -Avcı borularının ezgisinde bak.   Bin yıl geçti, Ofelya yine üzgün,   Uzun sularda kefen gibi akıyor.   Bin yıldır, gündüz gece, deli gönlünün"

Haftanın Boğazına Takılanlar

Bir Pazar serinliğinde, pofuduk koltukta, karanfilli çay yanında, müzik eşliğinde yazıyorum.  ...... Ritme ayak uydurun.  Mixpod'u kapatın, sadece Nina Simone'u dinleyin.  Piano'nun sesi güzel mi geliyor?  O zaman devam edebiliriz. Twitter'da yazmıştım. Bir de buraya yazıyorum:  bazen düşünüyorum da: bütün 1 yıl 1 hafta için, bütün hafta 2 gün için, bütün gün uyku için çalışıyoruz.   Aynen böyle düşünüyorum.  Yettiremiyorum zamanı. Neden mi? Birlikte irdeleyelim: P.tesi/ Salı/ Çarşamba/ Perşembe/ Cuma 07:02 - Saat çalı(şı)yor 07:07- 5 dk ertelemenin ardından, saat 8'e kurulur.  (Güya P.tesi sabah erken kalkıp yürüyüşe gidilecekti, evde kahvaltı yapılacaktı) 08:25- Artık kalk diye bağırıyor .... (bıdı bıdı, bıdık bıdık, takır tukur ve çat) 09:10 - Günaydın, ahali ve günaydın pc'm. ..... (tıkır tıkır tak, alo, send, reply to all, send, tıkır tıkır ve küt) 12:35- Aaa öğle yemeği olmuş bile, ne yes