Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Robert Doisneau

Fransız fotoğraf sanatçısı Robert Doisneau tanıyor musunuz? Henri cartier bresson'dan sonra en sevdiğim olur kendisi. 

En sevdiğim fotoğrafı: 

Ve diğerleri...















Beni Pazarları Oku

Pazar günleri çikolatayı buhara koy,
Bırak erisin.
Bugün için seçtiklerimden birini aç.
Ayaklarını sabit tutma.
Kendini ritime bırak.
Dışarı soğuk mu? Daha güzel...
Yeni yılda hediye olarak sana battaniye alacağım.
Onu sar, sarmala.
Çikolata eridi mi?
Sıcak süt ile karıştır, ama kıvamının pudingten yoğun olmasına izin verme.
İçine biraz tarçın ve baharat...
Acıyı da tatlıya kat.
Müziğin sesi yükselsin.
Belki dışarıda kar yağıyordur.
Sen bir kar kürenin içindesin,
Ve evin en güzel yerindesin.

Bir Pazar günü, bir Pazar günü için yazıldı.











Shopgirl

"Relationships don't always fit like a glove"















Mirabelle: Are you the kind of person that takes time to get to know, and then once you get to know them... they're fabulous?
Jeremy Kraft: Yes, absolutely... What?















Mirabelle: Ray, why don't you love me? Are you just biding your time with me?
Ray Porter: I thought you understood.
Mirabelle: So, I can either hurt now or hurt later.







To Avoid Suffering

Değişti.

Bitmedi, hala çırpınarak değişiyor.
Sıçratıyor öfkesini, tüketiyor sevgisini.
Tükeniyor.
Anlamıyor, azaldıkça yalnızlaştığını.
"Evin en güzel yerinde duruyor."
Aklı burada değil.
"En güzel günleriydi onlar."
Yeni başlangıçlara heves
Eski alışkanlıklara bağlılık/bağımlılık var.
Sayılı sonsuz bir merak,
İştahlı bir an,
Ve anlamsız bekleyişler içindesin.



Aslolan Aşktır

Kim aksini idda edebilir?

Şimdi Şuan Dinliyorum Diye

Pazar

Hep Pazarları yazıyorum...
Ama bugün sıkıntıdan. Hastayım, evdeyim, sıkıldım.
Okudum, istemedim bıraktım. İzledim, sıkıldım. Gittim sıkıldım.
Bir buhran havası ve burnumu peçeteye yapıştırdım.

Herşeyi yapmak isterken bugün sadece oturuyorum. Belki oturasım geldi.

İlham olsun diye ne yapsam?
Size de bazen böyle haller geliyor mu? Hayatınızda herşey varmış gibi olupta hiçbir şeyden tat alamaz olduğunuz. Ayçiçeği tarlasında oturuyorum. Manzaranın içindeyim. Karşımdaki diyor ki ne güzel bir manzaran var. Oysa ben sadece böcekler ve toprağın içindeyim.




Autumn Leaves (Les Feuilles Mortes)

Bu güzel şarkıyı keşfetmemişler için... 
Autumn Leaves, defalarca kere yorumlanmış bir klasik pop ve caz şarkıdır. Orijinal hali, 1945 yılında yazılmış "Les Feuilles Mortes" (Türkçe: Ölü Yapraklar) adlı Fransızca bir şarkıdır. Fransızcadan İngilizceye çevirisini Johnny Mercer yapmıştır. Hem caz, hem de pop sanatçılarının ilgisini çekmesinin nedeni; parçanın her iki türe de uyum sağlayacak bir altyapıya sahip olmasındandır. Enstrümantalbir havada ilerlemesi ve sözlerinin derin anlamlar içermesi, parçayı birçok sanatçının gözünde değerli bir yere taşımıştır. Bestesini Joseph Kosma'nın yaptığı parçanın Fransızca sözlerini ünlü şair Jacques Prévert yazmıştır. Amerika'lı şarkı sözü yazarı Johnny Mercer de1947 yılında şarkıya İngilizce sözler yazmıştı. Şarkı ilk kez 1946 yılında Marcel Carné'nin çektiği Les Portes de la Nuit filminde Yves Montand tarafından söylenince ünlü oldu. 1956 yılında ise ABD'de Robert Aldrich şarkı ile aynı adı taşıyan filmi çekti. Joan Crawfo…

Mom, am I barbarian?

Anne ben barbar mıyım?

İstanbul Modern'den kısa notlar....

Kitabın üzerindeki delikleri görüyor musunuz? Bunlar minik ya da çok minik olmayan kitap kurtlarının eserleri. Oldukça şekilli bir lezzetli olan bu kurtlar psikolojiden esinlenmiş sanki. 





Sanatçılar bu yıl Gezi olaylarından oldukça etkinlenmiş. Direniş sanata ilham vermiş ve ortaya şahane fikirler çıkmış. Aşağıdaki örnekteki gördüğünüz çiçekler Gezi parkının çiçekleri olamaz mı? 



Anne ben ucube miyim?
Kars'ta yıkılan heykelden yola çıkarak hazırlanan çalışma şu şekilde gelişmiş.
Anıtın eli Kars sokaklarında gezdirilmiş ve hakla sorulmuş: Siz orada ne olmasını isterdiniz? Fikrini söyleyen her kişi için bir el yapılmış ve bu eller Kars'ın bir bölgesinde bir süre sergilenmiş.
Detayları aşağıdaki görsellerden okuyabilirsiniz :)




Gezdirilen el...








Ve serginin en kıymetlisi...
Taşlardan bir duvar. Bir sınır ya da bir direniş. Bütün düzeni temsil ediyor belkide.  Ve altında minicik bir kitap bozuyor düzenini: Kafka'nın…

Kelebek

- Burası neresi?
- Anadolu kavağı
- Hayır burası papillon


Kelebek filmi çocukluğumu hatırlatıyor. Eski video kasetlerin olduğu zamanlarda, çizgi film videomun üzerinde sarılmıştı filmin son sahnesi. Hiç unutmadım. Unutulacak gibi değildi.

Bir kitaptan uyarlama olduğunu yıllar sonra keşfettim. Kitabı filminden daha güzel olsa da, Dustin Hoffman ve Steve McQueen için izleyin. Buna değer.



En güzel sahnelerinden biri:

Judge in Dream: I accuse YOU... of a WASTED LIFE! Papillon: Guilty... guilty... guilty...


Eve giderken rastladım kendisine

Eve giderken karşılaştım bu sergiyle.  Şeritlerle oluşmuş insan silüetleri ve onların içinden geçen kuşlar, kelebekler vardı.  Kiminin şeritleri eksikti, kimisinin içi şişmiş olmalı ki gergin. İnsandı. Deri yerine şerit. Derimiz şeffaf olsaydı içinden neler geçerdi. Ya da neler isterdiniz.  Belki kalbinize kuş kondu.  İçiniz çiçek açtı. Kargalar bastı yüreğinizi. Olamaz mı? Olabilir. Ünsal Bahtiyar ile tanıştım. Naif ve mantıklı bir ressam. Öldüğünde eminim zengin olacak. Umarım yaşarken de değeri bilinir. 











Hey gidi Karadeniz - Samsun

Hırçın Karadeniz...  Büyükdedem Samsun'da öğretmenlik yapmış yıllarca.  Çok severdi Samsun'u. Sakinliğini huzurunu.
Hırçın bir havası var, bir anda soğuyan.  Kocaman bulutlar masmavi gökyüzüne saklanmış.  Denizin üzerinde hükümet gibi beliriyorlar.  Kumsalı huzur veriyor,  Ne kadar hırçın olursa olsun deniz, kum gibi sakin olmayı hatırlatıyor. 

Samsun'u çok sevdim.  Sahilde yürüyüp, sıcacık sofralarında bir ömür oturabilirim. Bir tarafım Karadeniz. Belki o yüzden hırçınlığım.  
Samsun'a gidin. Şehirden önce insanıyla tanışın. Siz önce tanışın, sonra onlar sizi sıcacık sofralarına davet edeceklerdir.  Uzun ailesine sevgilerimle. İyi ki varlar, sayelerinde hayatımızın en güzel haftasonunu yaşadık!
Aklımdaki şarkı: Angaranın bağları Yemek: Kapalı pide, ev yapımı baklava, dolma, su böreği, kuymak, sütlaç, çökelekli yumurta Yer: Sahil, sahildeki dev aslanlar