Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Denize doğru

Kararımı çoktan verdim. Denize doğru. 


Yıllar önce de dediğim gibi

Hep farklı olmaya çabalayan oldukça sıradan biri.
İşte bu da tanıdığım bir insan hikayesi.
elbet bir gün buluşacağız.



Hayalimdeki Masa

Şöyle güzel bir sofra olsa bir de rakı birileri çalsa biz söylesek.
Bu kadar yürekten çağırma beni, Bir gece ansızın gelebilirim. Beni bekliyorsan... Uyumamışsan  Sevinçten kapında donabilirim.

Sabores

Ani bir kararla bir daha gitmem dediğim canım Avrupa’ya bilet aldım. Daha da sıcak olsun, azıcık daha uzak olsun dedim bu sefer istikamet İspanya.
Dili dilime, teni tenime, yemekleri mideme uygun İspanya’ya daha önce hiç gitmedim. Nedense hiç merak bile etmedim.

Ne demişler her şeyin bir zamanı var.
Keşfedilmemişe duyulan merak benimkisi. Azıcık da kendime atarımdır. Aldığım sayılı Flamenko dersi en azından bunu öğretti. Atarlı olacaksın, kimselerden önce kendine. Ayaklarını yere vur. Daha sert vur. Dik ol, hatta biraz ukala. Ciddi ol. Hayat ciddi bir iş. Karşında bir boğa olabilir, ciddi ve dik duracaksın. Adete bir meydan okuma.

Bir küçük cinnet

En son neyi istediniz? Bir çanta olabilir, çok uzaklardaki bir ülkeye seyahat, yıllardır görmediğiniz biri, orada olmak, burada kalmak, şuraya doğru uzanmak…
Ne kadar çok şey istiyoruz. Bilinçli ya da bilinçiz evrene sürekli mesaj gönderiyoruz.
Oysa yedim ben onu.
İsteklerimiz o kadar değişiyor, sevmelerimiz o kadar yüzeysel ki, beğendiğimiz şeyleri ifade ederken sürekli uçlarda yaşıyoruz: “Ayakkabıya aşık oldum”, “2 kilo verince mükemmel oldun”, “bu şarkıya hasta oldum”
Aşığız, hastayız, aşırı beğendik, delirdik, çıldırdık, fenalaşıyoruz.
Tüm bu duygular bir tür iç kanama.
Toplumsal olarak derinleşemiyoruz.